Sanat yaşamımın 25. yılındayım. Çeyrek asrı bulan bu süreç içerisinde, daima iyi eserler ortaya koyabilmek kaygı ve heyecanı taşıdım. Ciddi ve yaptığı işin sorumluluğunu duyan bir sanatçının, böylesi bir kaygı ve heyecan taşımadan iyi eserler ortaya koyabilmesini mümkün görmüyorum. Şimdi yeni bir heyecan var; beraberinde de iyi bir çalışma ortaya çıkarabilmek kaygısı… Bu heyecan ve kaygının sonucu olarak ortaya çıkan eser ise, Ateşte Sınandık oldu.

Halkımın bana karşı ilgisi, sevgisi ve desteği, bugüne kadar benim için en büyük güç, moral ve motivasyon kaynağı oldu. Bu, birçok sanatçının dilinde klasik bir söylem gibi görünebilir, ama benim açımdan, yaşamımın ve yürüyüşümün her adımında gözettiğim ve asla göz ardı etmediğim, edemeyeceğim bir ölçüdür. Devrimci iddiaları olan her sanatçının, kendisini vurması gereken ölçü de zaten bundan başka bir şey değildir ve olamaz. Halkın sevgisi ve desteği, aynı zamanda taşıdığım iddia ve sorumluluğun da anlam ve içeriğini oluşturmaktadır. Beni “Ferhat Tunç” yapan değerler, taşıdığım sorumluluğun da anlamı ve özetidir.

Bu anlamda “Ateşte Sınandık”, aslında halkın eseridir; onun değer ve duyarlılıklarını doğrudan yansıtan bir çalışmadır çünkü.

Yeni çalışmamı “Ateşte Sınandık” olarak isimlendirmem, hiç kuşku yok ki tesadüfi değil, bilinçli bir tercihtir. “Ateş”, biliyoruz ki yaşadığımız coğrafyanın halkları açısından kutsal anlamlar atfedilen bir imgedir. “Ateş”, çocukluk düşlerimizin kahramanıdır aynı zamanda. Newroz'larda, Hıdrellez'lerde ateş, duygu ve düşüncelerimizin, hayal ve özlemlerimizin, gelecek düşlerimizin ve yaşadığımız zamana dair istemlerimizin taşıyıcı gücü ve sembolüdür. Ateş, kültürel mirasımız ve şekillenmemiz içinde böylesi soylu bir anlam taşırken, aynı zamanda bir arınma, temizlenme ve yenilenme konusudur… Bu coğrafyanın halkları, yitirmedikleri barış, demokrasi ve özgürlük düşlerini hep ateşle sembolleştirdiler ve hep ateşten süreçler göğüsleyerek kendilerini var etmek durumunda kaldılar. Bu anlamda ateşte sınanmak, bizim için, varlığını, değerlerini, özlem ve düşlerini sahiplenmek sınavı anlamı ifade eder. Çeyrek yüzyıllık sanat yaşamım, ülkemin ve halkımın “kaderi” ile, yaşadığı “ateşten zamanlar” ile paralel bir seyir takip etti. “Ateşte Sınandık”, aynı zamanda bu sürecin ifadesi ve ulaştığı noktadır. Benim en büyük mutluluğum ve gurur kaynağım, bu zorluklarla örülü yolda yürümüş olmayı ve bu “sınavı” vermiş olmayı başarmaktır. “Ateşte Sınandık”, bu gurur ve sevincin eseri ve paylaşımıdır…

Ateşlerde sınanarak yaşayanlar, yürüyenler, başarıya yazgılı bir hayatın insanıdırlar. Bu sınavı halkımla birlikte yaşadım, göğüsledim ve sınanarak arındım, yenilendim, çoğaldım, kendimi yeniden ürettim ve işte “Ateşte Sınandık” diyerek karşınıza çıkıyorum...

Zorluklar, olumsuzluklar içerisinde en iyi olanı yakalamak, ciddi, tutarlı ve istikrarlı bir çaba ve mücadele ile mümkündür; ben de bu çaba ve mücadelenin sahibi olmaya çalıştım. “Ateşte Sınandık”, bu çabamın birebir yansıması ve sonucudur. Sadece içerik bakımından değil, müzikal olarak da düzey ve kaliteyi en üst boyutta tutmaya çalışmak, benim için önemlidir. Bu aşamadan sonra sizin karşınıza kaliteden ödün vermiş ve sadece günü kurtarmaya dönük bir çalışmayla çıkamazdım. Bunun için de, son bir yıl içerisinde yaptığım onlarca beste içinde, en iyi olduğuna inandığım 11 şarkıda karar kıldım. Bu şarkıların düzenlemesini, daha önceki çalışmalarımdan bildiğiniz sevgili Osman İşmen ve son dönemde özellikle “Ihlamurlar Altında” isimli diziye yaptığı müzikle adını duyuran Nail Yurtsever gerçekleştirdi. Nail Kürtçe olan şarkıların düzenlemesini üstlenirken, Osman İşmen de her zaman olduğu gibi Türkçe söylediğim şarkıların düzenlemesini yaptı. Davul da dahil bütün enstrümanların canlı olarak çalındığı ve kullanıldığı bu çalışmanın, bu yönüyle de bir ilk olduğunu, vurgulayarak belirtmem gerekir. Kendi alanlarında usta olan değerli müzisyen arkadaşlarımız büyük bir keyifle, coşkuyla çalıştılar ve bu dev eseri ortaya çıkarttılar.

Ateşte Sınandık”ı hazırlarken, bir önceki “Sevmek Bir Eylemdir” albümüne dönük aldığım olumlu-olumsuz eleştirileri bir süzgeçten geçirdikten sonra bu albümün omurgasını oluşturmaya çalıştım. “Ateşte Sınandık” ismiyle size ulaştırdığım bu albümde, değerli şair ve müzisyen arkadaşlarımızın emeği büyük. Yani “Ateşte Sınandık”, çok sayıda işinin erbabı arkadaşımın çaba ve emeğinin ortaya çıkardığı kolektif bir eser.

Ne var ki, bu emeğin bugünlerde gerek Internet ortamında, gerekse de hırsızlama yöntemiyle korsanların eline geçmesini, büyük bir üzüntüyle karşıladığımı belirtmeliyim. Bu, açık ki bir emek ve sanat hırsızlığıdır! Sınırlı ekonomik imkanlar zorlanarak yapılan bu çalışmaların getirisinin, giderinin kat kat altında olduğu gerçeğini de sizinle paylaşmak durumundayım. Dolayısıyla halkımızın bu emek ve sanat hırsızlarına yönelik göstereceği tepki, kolektif emeğin ürünü olan sanatsal çalışmaların devamı açısından büyük önem taşıyor.

Ateşte Sınandık” albümünde, bu sefer iki Kurmanci, iki de Zazaca olmak üzere, 4 Kürtçe şarkıya yer verdim. Ve bir ilk'i gerçekleştirerek Kurmanci lehçesinde Kürtçe bir şarkıma klip çektim. Dersimin eşsiz coğrafyasında çekimlerini gerçekleştirdiğim bu iki klipten ilki olan “Qurbana Çawe Te” isimli Kürtçe klipim, bir çok tv kanalında gösterime sunulmuş bulunuyor. İkinci “Çoğalalım” isimli türküye çekilen klip de yakın bir zamanda yine bu TV kanallarında gösterime sunulacak.

Ateşte sınandık”; yaşadıklarımızın bütünü içerisinde bir tanıklığın dile getirilmesidir. Bu tanıklık, hem sanat, hem de özel yaşamımda ağır bedeller ödememi, göğüslememi gerektirdi; ve öyle görünüyor ki, bu, devam da edecek. Ülkemizin gerçekleri, çözülmedikçe daha da ağırlaşarak devam eden sorunlar, bunu kaçınılmaz kılıyor. Ben, bu halkın ve bu gerçeklerin sanatçısı olmak hangi bedeli ödemeyi gerektiriyorsa, bunları göğüslemeye devam edeceğim. Beni “Ferhat Tunç” yapan değerlere bağlı kalacak ve asla ödün vermeyeceğim.

O ki ateşlerde sınanarak, zor zamanlar yaşayarak yürümektir gerçeğimiz; ben de bu gerçeklerin sözcüsü ve sanatçısı olmayı, bir doğru ve onurlu yaşamak gerekçesi saymanın, bir adım dahi gerisine gitmeyeceğim…


» Ana Sayfaya Dön